31 Mart Dolunayı : Kim özgürleşmek ister?

avrielle-suleiman-450120-unsplash.jpg

Sadece yaklaşmakta olan Mars – Satürn kavuşumu hakkında biraz yazmak isterken 31 Mart’taki dolunayın hem Mars – Satürn kavuşumunu hem de Venüs – Uranüs kavuşumunu kapsaması daha detaylı bir yazıya vesile oldu.

Mart’ın bu son haftası adeta bir havai fişek gösterisi gibi diyebilirim; aynı anda açığa çıkan birçok enerji mevcut. Bugün zirve noktasına ulaşan Uranüs – Venüs kavuşumu kimilerimizin ilişkilerinde özgürleşme, mesafe koyma ihtiyacı olarak belirmiş olabilir. Ya da finansal anlamda bağımlı yapınızı görüp bir değişime gitmiş olabilirsiniz, daha kendi ayakları üstünde durma isteği güçlenmiş olabilir. Uranüs – Venüs kavuşumun bu özgürleştirici ama aynı zamanda sancılı diyebileceğim etkisi dolunay anına da yansıyor; yani 16 Nisan’daki YeniAy’a kadar bu temalar hayatlarımızda aktif olacak. İlginçtir ki 16 Nisan’daki YeniAy’da da güçlü bir Uranüs etkisi mevcut. Kozmik zekayı temsil eden Uranüs’ü anlamak ve hayatlarımızda onun yüksek titreşimli etkisini aktif edebilmek zor ama bir o kadar da özgürleştirici. Kolektif düzlemde güçlü etkilerini Mayıs ayında Boğa burcuna girdiğinde hissedeceğiz ama o tarihe kadar gökyüzü sanki bizi Uranüs enerjisine hazırlıyor. Hızlı, beklenmedik, radikal değişimlerle bağdaştırılan Uranüs’ün etkisini hayatlarımızda önce mekanın, zamanın, insanların bize dar gelmesi olarak deneyimleriz. Bu aslında dışarıda belirgin bir olay olmadan akseden içsel bir krizdir. Bu süreçte başkalarını, yaşadığınız mekanı, şehri, ülkeyi, işinizi, ailenizi veya eşinizi sizi boğdukları gerekçesiyle suçlayabilirsiniz. Boğulma hissi arttıkça kaçma, kurtulma hissi de beraberinde gelir. Fakat zamanla farkedersiniz ki fiziksel mesafe koysanız bile aynı inanç ve duygu kalıplarını taşıdığınız sürece o daralma hissi yerini genişleme hissine bırakmaz. Uranüs bizden kaçıp gitmemizi ve böylece özgürleşmemizi beklemez, aksine fiziksel bir değişim yapmadan önce bambaşka bir şekilde düşünmemizi bekler. Onun yüksek titreşimlerine kendimizi teslim etmemizi ve böylece öncelikle zihnimizin zincirlerinden kurtulmamızı bekler; çünkü Uranüs kozmik zekadır ve Merkür’ün bir üst oktavı olarak zihinsel düzlemde özgürleşmeyi temsil eder.

Toplumsal normlarla, toplumca kabul görmüş inançlarla, dogmalarla, dar görüşlülükle yaşayan birey ve toplumların kullanabileceği sihirli bir değnek gibidir Uranüs. Hayatınıza dokunduğu alanda daha önce hiç düşünülmemiş, yaşanmamış radikal ve güçlü deneyimler, fikirler açığa çıkar. Önümüzdeki bir ay Uranüs’ün Koç burcundaki son yolcuğu ve gökyüzü adeta bizim bu koçtaki Uranüs enerjisinden daha fazla deneyimlememizi ister gibi. Bu enerjinin yani Kozmik Zeka’nın size armağanlarını ise en iyi sessizlik anlarınızda, tek başına yaptığınız bir yürüyüşte, meditasyona oturduğunuzda kısacası günlük hayatın keşmekeşinden uzaklaştığınızda alabilirsiniz.

Gelelim 1 Nisan’da zirve noktasına ulaşacak olan Mars – Satürn kavuşumuna… Bu enerjiyi nasıl deneyimleyeceğiniz terazinin kefelerine ne koyacağınıza bağlı. Oldukça yıkıcı bir güç olarak açığa çıkabileceği gibi dayanıklılık ve direnç olarak da kendini gösterebilir. İki gezegen de rahat ettikleri Oğlak burcunda bu kavuşumu yapıyorlar. Oldukça konsantre bir enerji bu. Dolunay esnasında ise Güneş ve Ay ile sert açıları var ve  T-kare açı kalıbı oluşuyor. Yani Güneş ve Ay arasındaki bu zıt enerji Mars ve Satürn üzerinden açığa çıkıyor. Oldukça dinamik bir enerji ve çözüm için bizi aksiyona yönlendiriyor. Bir süredir dokunmaya çekindiğiniz ama durmadan sorun çıkaran konular için harekete geçme, sorumluluk üstlenme zamanı. Merkür de Retro olduğuna göre bu konuların geçmişten geleceğini söylemek mümkün. Bu güçlü enerjiyle koşulları zorlamaya başlayabiliriz.

Dolunay Terazi burcunda gerçekleşeceği için hayatlarımızda ben – sen ekseni, ilişkilerimiz, paylaşımlarımız, ortaklıklarımız daha ön plana çıkacak ve bu konsantre enerji bu konular üzerinden hayat bulacak. Kendi istek ve ihtiyaçlarımı mı gözteyim yoksa karşımdakinin veya diğerlerinin mi? Kendi yoluma mı bakayım yoksa beraber mi yürüyeyim? Bu ilişkiyi bitereyim mi yoksa devam mı edeyim? Daha ben odaklı mı olayım yoksa başkalarına da önem vereyim mi? gibi zıt düşünceler bu dolunayla hareketleniyor. Dolunay esnasında retro Merkür’le Güneş arasındaki açı da iletişim, düşünceler, fikirler konusuna ağırlık getiriyor. Bu süreçte yapacağımız her düşüncesiz, fevri konuşmalar bize zarar verebilir. Özellikle yakın çevremizle, kardeşlerimiz ve akrabalarımızla olan konuşmalarımıza ayrıca dikkat etmemiz gerekir. Geçmiş meseleleri, aniden öfke hallerinde tekrar tekrar gündeme getirmek ve böyle yaparak çözüleceğini sanmak bir yanılgı.

Aslında bu dolunayın esas mesajı bütün bu zıtmış gibi görünen, ben mi sen mi dedirten durum ve olaylara rağmen kendi sorumluluğunu alabilmek. Herşeyi kendi üstüne almak veya karşındakini yüklemek yerine gerçekçi bir tutumla kendi payına düşün sorumluluğu alabilmek gerekiyor. Yoksa “sen bana bunu yaptın” “ben sana bunu yaptım” tarzı tutumlar Mars – Satürn kavuşumunun yıkıcı tarafını aktive edebilir. Gerçekçi olmayan her düşünce ve davranışların hayatlarımızda neye karşılık geldiğini göreceğimiz bir dolunay bizleri bekliyor. Kendimiz olabilmemiz için, “kendim” dediğimiz şeyin ne olduğunuz anlayabilmemiz için özel bir zaman…

 

Sevgiyle,

Eda Ocak Zakaria, ASA

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s