2 Mart Başak Dolunayı : Okyanusun Kendisi

jeremy-bishop-293927-unsplash

2 Mart’ta 11 derece Balık – Başak ekseninde gerçekleşecek bu dolunayda yoğun bir Balık enerjisi var. Balık burcu Zodyak’ın son burcu olarak aslında tekamül zincirindeki son halkadır. Birey diğer burçların enerjisinden geçip Balık’ta artık bir bütün olduğunu idrak etme aşamasına gelir. Balık enerjisini nüfuz eden birey kendisini okyanusta bağımsız, kopuk bir dalga olarak zannetme evresinin sonuna gelmiştir. Artık okyanusun kendisi olduğunu idrak etme aşamasıdır aslında. Neptün ve Balık ilahi evrene açılan kapıdır, sonsuz okyanusun içerisindeki bir damla ve okyanusun ta kendisi olduğumuzu idrak ettiğimiz yerdir. Bu sebepledir ki Balık burcu her zaman sanatla, ilhamla, yaratıcılıkla, mistisizmle ilintilendirilmiştir. Birey ben ve diğerleri ayrımının ötesine geçebildiğinde, okyanusun çeşitliğiyle büyülendiğinde yaratıcılık da ilham da kendiliğinden geliverir.

Bu yoğun Balık enerjisi içerisinde okyanusun derin akıntılarında kaybolma riski de vardır. Bunun için Balık burcunun tam karşısında Başak yer alır. Okyanusun ihtişamından başımız döndüğünde topraklanmamız ve gelen ilhamları yaratıma geçirmemiz için Başak enerjisine ihtiyacımız vardır. Balık burcu “bütün” ise, Başak burcu da bütüne “hizmet”tir.  Bu dolunayda bu yoğun Balık enerjisini yani duygularımızı, ilhamlarımızı, rüyalarımızı ve yaratıcılığımızı Başak enerjisiyle daha görünür hale getirmemiz yani ince ince işlememiz gerekiyor. Ortaya çıkardıklarımızı da bütüne nasıl yararı hale getirebileceğimizi, nasıl hizmet edeceğimizi bulma ihtimali olan bir dolunay bu.

Dolunayın sabian derecesine baktığımızda ise “ Annesinin ağzından çıkanla şekillenen çocuk” mesajını görüyoruz. Aslında bu mesaj Balık burcunun gölgesine dair bir uyarı mahiyetinde. Zira Balık dirençsiz bir burçtur, geleni olduğu gibi kabul eder. Ancak bu kabulleniş eğiliminde eğer denge kaçarsa, birey bireyselliğini yitirir. Başkalarının beklenti ve isteklerine göre şekillenmeye başlar. Zamanla kendi eylemlerinin sorumluluğuna alamaz hale gelir ve böylece Balık burcunun derin gölgesi olan kurban psikolojisi açığa çıkar. Özgüven eksikliği de bu psikolojinin bir diğer yansımasıdır.

Bu dolunayda olmak istediğimiz yerde olamadığımız için, varolan potansiyel ve yeteneklerimizi kullanamadığımız için kendimizi veya başkalarını suçlamaya bi hayli meyilliyiz aslında. Lakin bu tavrın sonu realiteden kaçmamıza yarayan maddelere tutunmamızla sonlanabilir. Bu sebeple Neptün’le iç içe olan bu dolunayda nelerden kaçtığımıza odaklanabilip anlamaya çalışmak önemli.

Takip eden günlerde Mars, Uranüs’le uyumlu bir açı içerisinde olacak. Bu Balık enerjisiyle ortaya çıkan fikir ve projelerimizi ani bir şekilde gerçekleştirme isteği duyabiliriz. Harekete geçmek için sabırsızlık oluşabilir. 10 Mart itibariyle de Jüpiter’in Retro hareketi başlayacak. Bu da haritalarınızda Jüpiterin dokunduğu alanlarda büyüme ve genişlemenin daha içe yönelik olacağını gösteriyor. Bu sefer içsel zenginliğimizi keşfetme zamanı.

17 Mart’ta Güneş, Ay ve Kiron Balık burcunda birleşirken Neptün ve Jüpiter de onlara eşlik ediyor olacak. Oldukça şifa dolu bir gün diyebilirim. Duygusal yaralara şifa vermek için tam zamanı. Ruhsal çalışmalar yapmak isteyenlerin Mart ayında bu zamanı beklemelerini tavsiye ederim.

Bu kadar yoğun Neptün ve Balık enerjisine uygun Jeff Foster’dan şöyle bir pasaja denk geldim bugün. Çevirisini de ekliyorum :

“We are all waves in life’s vast ocean. No matter how we appear, we are all unique and never-to-be-repeated expressions of that one consciousness.For in our true identity prior to concepts, prior to form, prior to space and time, no matter how we appear, no matter how we ‘show up’ in the world, we are all the same ocean, nameless, ageless, formless. On this level, so to speak, we are not separate at all, and never were – indeed, there is no ‘me’ or ‘you’ in the first place to be separate or not separate. As the ocean, we are already meeting, deeply.”

Hepimiz hayatın uçsuz bucaksız okyanusundaki dalgalarız. Nasıl görünürsek görünelim hepimiz eşsiziz ve bu bir olan bilincin asla tekrar etmeyen ifadeleriyiz. Gerçek kimliğimizden, şeklimizden, uzay ve zamandan  önce, dünyada nasıl göründüğümüzün ve görüldüğümüzün hiçbir önemi yok. Hepimiz isimsiz, yaşsız ve formsuzuz aynı okyanusta. Bu seviyeden bakarsak, hiçbir şekilde ayrı değiliz ve asla değildik, hatta aslında herşeyden önce “ben” “sen” ayrımı yoktu, ayrı değildik. Okyanus olarak, hepimiz zaten derinlerde buluşuyoruz.”

 

Okyanusun içinde olup ondan ayrı olduğumuzu sandığımız her anın bilincine varacağımız bir dolunay olması dileğiyle,

 

Eda Ocak Zakaria, ASA

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s