Satürn Oğlak Burcunda : Tanrım Beni Baştan Yarat!

20 Aralık 2017’de Satürn’ün Oğlak burcundaki seyrine başlaması kolektif olarak yeni bir dönemin başlangıcı olduğu gibi 12 Kasım 1988 – 7 Şubat 1991 ve 6 Ocak 1959 – 4 Ocak 1962 tarihleri arasında doğanlar için bir bitişi ve yeni bir başlangıcı temsil ediyor.

Eskiler ona “ Greater Malefic” yani “Büyük Kötücül” demişler, hayatınızda bir yere dokunmaya görsün, şansınız bir daha yaver gitmez. Diğer taraftan aynı kadim bilgiler onun ihtiyar bir bilge olduğunu da bize söyler. Belki de elinde sopası olur olmaz yerde çemkiren yaşlı bir dededir. Peki bu huysuz bilge ihtiyarı kendimize dost edinmemiz mümkün müdür?

Bunu başarabilmek için onu biraz da yakından tanımamız gerekir. Özellikle de şu an 27 veya 28 yaşında olup da ihtiyar bilge Satürn’le ilk ciddi karşılaşmasını yaşayacak olanlar için, onun hayatlarındaki karşılığını, hangi arketipler üzerinden hayatlarında rol aldığını bilmek oldukça önemli.

artworks-000127658533-5ockze-t500x500

Satürn’ün doğum haritalarımızda bulunduğu yere geri dönüşü yaklaşık 28 yıl sürüyor, bu tam bir döngü kendi içinde de 7 yıllık dört ayrı döneme ayrılıyor. İlk Satürnyen deneyimimizi, yani hayatın kaçınılmaz gerçekliğiyle yüzleşmemizi ilkokula başlamamızla yaşıyoruz. Ebeveynlerin veya kreşteki öğretmenin sıcak kollarından okul hayatının sorumluluklarla dolu dünyasına zorunlu bir giriş. Daha sonra çocukluktan ergenliğe geçiş, yaş 14, yüzümüzde sivilcelerle başlayan inanılmaz dönüşüm yılları. 7 sayısı oldukça Satürnyen, bu yüzdendir her yedi yılda bir değişim yapmak gerekir, denir.

 

Yetişkinliğe Doğru

28 yaşındaki ilk tam döngü ise yaklaşık 2,5 yıl kadar sürüyor. Bir nevi 30’lu yaşlara hazırlık, gerçek anlamda yetişkinliğe geçiş diyebiliriz. Satürn doğum haritamızda bulunduğu burca girdiği anda yavaş yavaş hayatımızı sorgulamaya başlırız. Bu sorgulama elbette ki doğum haritasına bağlı olarak kişiden kişiye farklılık gösterir. Ancak temelde Satürn’le sembolize edilen gerçeklik duvarına çarparız hepimiz. O yaşımıza kadar ailenin, akrabaların, arkadaşların, öğretmenlerin kısacası bağlı bulunduğumuz toplumun bizi nasıl da şekillendirdiğini, hayatımızı yönlendirdiğini farketmek bu duvara ilk çarpışımıza denk gelir.

Hayatın içinde durduğumuz yer, bize verilen ve kendi kendimize edindiğimiz kimlikler, bunların hepsi üstümüze üstümüze gelmeye başlar. Cinsiyetimiz, dinimiz, milliyetimiz, mesleğimiz, bağlı olduğumuz gruplar hatta ismimiz bile Satürnyendir ve bizi sınırlandırır. 28 yaşına kadar aslında bu sınırlar bize yol göstermiştir, doğduğumuz sonsuzlukta kaybolmamamızı sağlamıştır. Şimdi ise bu kimliklerden hangilerinin bize uygun olup olmadığını anlamamız gerekir. Bütün bu kimlikler, rütbeler olmadan ben “Kimim?” sorusu içimize düşen bir kıvılcım olur ve bu 2,5 yıl boyunca alevlenir söner, alevlenir söner….

8c7b99e135fd809414d11d230d24088c--roman-mythology-teaching-reading

Belki de ben mühendis olacak insan değilim, belki de evlilik bana göre değil, belki de kariyer yapmak değil dünyayı keşfetmek istiyorum, belki de anne olmak zorunda değilim, belki de bir yazar olamayacağımı kabul etmem gerekiyor…” Satürn sorumluluklarımızı bize hatırlatır, 28 yaşında artık bu sorumluluklardan kaçamayacağımızı anlarız. Ancak kriz de tam bu noktada gerçekleşir. Toplumun, ailemin veya bağlı bulunduğum sosyal çevrenin benden beklentisi doğrultusunda mı yaşayacağım veya kendi yolumda mı yürüyeceğim? Burada bir karar vermek gerekir, ama acele etmemize gerek yoktur. Satürn, zamandır, yavaş yavaş ilerler ve bizlere de yaşamlarımızı bir örümcek gibi itinayla örmemiz için izin verir. İçimizdeki esas doğanın ihtiyaçlarını karşılamaya yönelten “sert bir azarlama” veya “kader”in meydan okuyan tavrı olarak deneyimlesek de onun enerjisini en sonunda ona şükrederiz. Bu 2,5 yıllık süre içerisinde doğumla gelen potansiyellerimizi keşfetmek ve gerçekleştirmek için hissettiğimiz derin köklü arzuyu bastırmazsak eğer otuz yaşımıza da kendimizden emin bir şekilde giriş yapabiliriz. Dış etkenlerle inşaa ettiğimiz benliğimizin yıkımı ve özümüze göre yeniden inşaasıdır bu süreç, bu yüzdendir ki sancılıdır, boğucudur, cesaret ister. Bu süreçten sağ salim çıktığımızda ise elimizde kendi ağlarımızla ördüğümüz bu yeni “ben” vardır. Ve bu noktada artık “ I AM I” & “BEN BENİM” diyebiliriz. Çünkü 28 yaşında girdiğimiz bu yolculukta benliğimizi illüzyondan, sahte kimliklerden arındırabilmişizdir. Üstelik bu yolculukta sadece Satürnyen krizlerle büyümeyiz, Uranüs’ün destekleyici enerjisi de açığa çıkar ve yaratıcı vizyonlarla geleceğimizi inşaa etmeye başlarız. Kendi spiritüel benliğimizi bulma potansiyeli taşıyan bu Satürn dönüşü bütüne kendimizden birşeyler katma fırsatı sunar.

Satürn aynı zamanda korkularla da bağdaştırılır ki bu ilk Satürn döngümüzde korkuların hayatımızdaki yeri büyüktür. Bu korkuların çoğu bize ait olmamakla birlikte onlarla yüzleşmek bizim sorumluluğumuzdadır. Bunlar ailemizin istediği evlat olamama korkusundan, işsiz kalma korkusuna kadar hayatın günlük realitesiyle bağlantılıdır. Onlarla yüzleşme cesareti gösteremezsek eğer, 30’lu yaşlarımıza kendi spritüel benliğimizi bulamamış, doğumla getirdiğimiz potansiyellerimizi açığa çıkaramamış olarak merhaba deriz.

Bu sebepledir ki 12 Kasım 1988 – 7 Şubat 1991 tarihleri arasında doğanlar için yani astrolojik söylemle Satürn Oğlak burcundayken doğanlar için 20 Aralık 2017 tarihinden itibaren 2,5 yıllık oldukça önemli bir süreç başlıyor. Kişinin doğum haritasında Satürn’ün konumuna ve bulunduğu dereceye bağlı olarak sınavların ortaya çıkış zamanı, yoğunluğu ve en çok etkilenecek hayat alanı farklılık gösterebilir. Ancak biliyoruz ki Satürn’ün enerjisi Oğlak burcunda oldukça akışkandır, Oğlak Satürn’ün organize etme, düzenleme, inşaa etme, hedef koyma gibi prensiplerini en rahat ifade edebildiği burçtur. Dolayısıyla Satürn Oğlak burcundayken doğanlarda bu prensipler hayatlarının belli alanlarında oldukça güçlüdür ve inanıyorum ki bahsettiğim bu benliğin yıkım ve yeniden inşasında bu kuşak oldukça azimli olabilir.

 

Bilgeliğe Doğru

Satürn’ün Oğlak burcuna girişiyle 6 ocak 1959 – 4 Ocak 1962 tarihleri arasında doğanlar içinse bu Satürn dönüşünün anlamı çok daha farklı. 58 – 60 yaş arasında gerçekleşen bu ikinci döngü geçmişin hayaletlerine, yenilgilerine takılıp kalmak ve kalmamakla ilgili bir krizdir.

Her ne kadar orta yaş krizi atlatılmış olsa da, karşımızda bizi bir de yaşlılık krizi beklemektedir. Bu Satürn döngüsü, nasıl bir yaşlılık sürdürüleceğine karar verme zamanıdır. Geçmişin heyulalarıyla mı geçecek yoksa deneyimlerimizden süzdüklerimizi bilgelik olarak bütüne mi sunacağız?

ClkXpP1WYAEOT2g

Psikolojik ve spritüel seviyede 60 yaş “felfese yaşı” olarak anılır. Kişi çocuklarını yetiştirmiş, topluma hizmet etmiştir. Şimdi sıra bütün hayatı boyunca derinlemesine bakmaktan kaçtığı ama kaçınılmaz bir gerçeklik olan “ölüm” ile yüzleşmektir. Bu yüzleşme aslında spritüel olarak büyümekle doğrudan alakalıdır, kişi bu gerçekliğe farklı gözlerle bakacak yaşa gelmiştir artık.

Dane Rudhyar, 58 – 60 yaş arasındaki bu Satürn döngüsünü ölümsüzlüğe açılan bir kapı olarak görüyor. Satürn’ün, mitolojide Khronos yani zaman olduğunu düşünürsek bu fikir oldukça uygun bir yaklaşım. Rudhyar, birkaç çeşit ölümsüzlüğün olduğunu söylüyor ve Konfüçyus üzerinden örnekliyor: Biyolojik seviyedeki ölümsüzlük kişinin genleri aracılığıyla devam etmesiyle ilgili. Mesela Konfüçyus çocukları ve torunları vasıtasıyla özünü en azından yüzlerce yıl devam ettirmiştir, ölmüş olmasına rağmen.

Bir de kültürel – sosyal ölümsüzlük vardır. Konfüçyus milyonlarca Çinli’nin hayatında önemli bir faktör olagelmiştir. Adı, yaptıkları ve düşünceleri öldükten sonra bile varlığını devam ettirmiştir.

Rudhyar’a göre üçüncü türden ölümsüzlük ise anlaması en zor olanıdır. Kişisel bir ölümsüzlüktür diyebiliriz, kişi ölümün üstesinden fiziksel varlığı çözülse bile, zihinsel ve ruhsal bir beden inşa ederek gelir. Buna mistik beden de diyebiliriz. Hristiyanlıkta bu İsa’nın dirilip geri gelmesi olarak geçer. Ökültizmde ise insanlığın ölümsüz ruhu veya benliğidir. Bana göre ise kişinin öte aleme gitmeden önce ulaştığı bilinç seviyesiyle bağlantılıdır.

Dolayısıyla fani bedenimizin bize hatırlattığı ölümün aksine ebedi ruhumuzun da bize vermek istediği bir mesaj vardır. Bu yaşlarda bu mesajı algılayabilecek bir olgunluğa erişmişsek eğer, Satürn’ün bu ikinci döngüsü daha rahat geçer. Genlerimiz veya yaptıklarımız, ismimiz aracılığıyla ölümsüzleşememişsek bile mistik bedenimizi ortaya çıkarmak için hala zaman vardır.

58 – 60 yaşlarında deneyimlenen bu Satürnyen enerjiyle yaşlanmış olmanın verdiği ümitsizlik ilüzyonuna kapılmadan daha önce gerçekleştirmekten, açığa çıkarmaktan korktuğumuz özümüzü, spiritüel benliğimizi keşfetmeye başlayabiliriz. Geçmişte yaptıklarımıza veya yapamadıklarımıza takılıp kalmak yerine bu yeni dönemi yaşlılığın ilkbaharı olarak görebiliriz. Okuyamadığımız kitaplar, göremediğimiz yerler, tanışamadığımız insanlar ve daha nice deneyimler için zamanımız vardır artık. Üstelik yaşanmışlıkların verdiği deneyim ve özgüven ile hayat daha da çekici hale gelebilir. Bu noktada Satürn’ün vermek istediği mesaj açıktır : Ölümü kabullen ve zamanın sana kattığı bilgeliği açığa çıkar.

Satürn Oğlak burcundayken hedef odaklı olmayı ve prensipler doğrultusunda hareket etmeyi anlatır. Dolayısıyla Satürn Oğlak burcundayken doğmuş olan bu kuşak için 60 yaş ve sonrası amaçsız kalmak, boşta kalmak gibi yorumlanabilir. Emekliliklerinde de aynı iş temposunu sürdürmeye çalışabilirler. Ancak yukarıda değindiğim gibi 60 yaş “felsefe yaşı”dır, zaman artık biraz durup bilgelikle deneyimleri gözden geçirme zamanıdır.

Sonuç olarak; Satürn’ün oldukça kuvvetli olduğu Oğlak burcundayken, 20 Aralık 2017 – 17 Aralık 2020 tarihleri arasında, özellikle bahsettiğim kuşaklar olmak üzere hepimizin hayatlarının belli alanlarında tetiklenecek benliğin yıkım ve yeniden inşası ve küresel seviyede de yeni yapılanmalar ve sistemler oluşacak. Bütüne hizmet eden yapılar inşaa etmemiz temennisiyle…

Sevgiyle,

ASA, Eda Ocak Zakaria

Online Satürn Oğlakta Seminerihttps://www.facebook.com/events/189143938304822/

 

Astrolojinin rehberliğinde kendinizi daha iyi tanımak, sadece size özel olan doğum haritanızda yatan potansiyelleri keşfetmek, yaşam amacınıza dair bilgiler almak, hayatınızdaki blokajların neden kaynaklandığını ve nasıl akış sağlayacağınızı öğrenmek ve  hayatınıza yeniden yön vermek istiyorsanız, bireysel danışmanlık için lütfen danışmanlık bağlantısına veya eda.ocak@gmail.com adresine yazınız.

Kaynaklar : 
Dane Rudhyar, What's Your Astrological Age?: Includes Bonus Essays Your Dangerous Age and Great Turning Points in Life,
Dane Rudhyar, Saturn - Lord of Boundaries, Astroarticles
Liz Greene, Saturn: A New Look at an Old Devil
Barış İlhan, Astrolojide Yetişkinlerin Buluğ Çağı
Stephen Arroyo, Astroloji, Karma, Dönüşüm

Satürn Oğlak Burcunda : Tanrım Beni Baştan Yarat!” üzerine bir yorum

  1. Geri bildirim: Online Seminer : Satürn Oğlak’ta Bireysel ve Küresel Etkileri – Astroloji, Sorular ve Hikayeler

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s