Arınma Zamanı

 

chris-lawton-154388

Haftaya iki önemli göksel enerji girişiyle başlıyoruz. Bugün Güneş akrep burcuna girerek zaten hakim olan akrep enerjisini daha da yoğunlaştırdı. Sonbaharla yavaş yavaş içe kapanma ve orada iyileştirme çalışmaları yapma zamanı gelmiş oldu. Bu akrep enerjisine dair tekrara düşmüş gibi görünsem de aslında burada güçlü bir vurgu ve öğrenmemiz,  idrak etmemiz gereken önemli mesajlar olduğunu göksel konumlamalar bize söylüyor.

Akrebin gücü yeraltındadır ve oradan ruhunun derinliklerine ve karanlıklarına iner. Bunu yapabilmek için de kontrolü elden bırakma korkumuzla yüzleşmek ve kendimizden daha büyük ve daha kapsayıcı bir güce teslim olmanın nasıl bir his olduğunu deneyimlememiz gerekir. Buna en güçlü örnek ise ölüm ile karşılaştığımızda içimizde ortaya çıkan acı ve çaresizlik hissidir. Bu noktada insan olarak ölüm karşısındaki güçsüzlüğümüzü görürüz, ona karşı çıkamayacağımızı ve varlığını kabul etmemiz gerektiğini anlarız. Ölümün çıplak gerçekliği ve fani oluşumuz bizlerde bir dönüşüm yaratır. Bu dönüşüm ancak ve ancak bu gerçekliği idrak edebildiğimizde ve kabul edebildiğimizde açığa çıkar.

Kendinizi dönüşüme kapattığınız ve varolan gerçeklikleri inkar ettiğiniz heryerin yaratımını yıkıp iptal etmek ister misiniz?

Kaybetme korkusuyla hayatın doğal akışına kendinizi bırakmadığınız her düşünce, duygu ve davranış kalıplarının yaratımını yıkıp iptal etmek ister misiniz?

Dün eşzamanlılığın izlediğim film üzerinden çalıştığı bir gündü, tavsiye üzerine seyrettiğim Collateral Beauty adlı film, bu yoğun akrep enerjisine oldukça uygun. Bu dönemde ölüm, zaman ve sevgi temasını film üzerinden sorgulamamız açısından izlenebilir.

Güneş’in Akrep burcunda ilerlediği bu bir aylık süreç arınmak ve fazlalıkları azaltmak, artık işlevselliğini yitirmiş ne varsa elden çıkarmak için doğru bir zaman. Bu belki dolabınızda yıllardır duran başkasına vermek istemediğiniz ama hiç de giymediğiniz hırkanız olabilir, belki de “kontrol etmezsem hayat bana istemediğimi getirir.” düşüncesi olabilir. Kışa hazırlanan bir ağaç gibi sararmış solmuş yapraklarımızı rüzgara bırakıp hafifleyelim biraz 🙂

Bu hafta ayrıca Güneş ile Jüpiter akrep burcunda kavuşuyor. Bu kendimizi iyi hissedeceğimizin, hayata iyimser bakacağımızın  müjdesini veriyor. Ancak büyüklenme ve olanı olduğundan daha büyük ve önemli görme yani abartma riskini de taşıyor. Özellikle bu hafta hislerimiz ve sezgilerimiz oldukça güçlü ve rüyalarımız sanki gerçekmiş gibi ve bir o kadar da yoğun. Bu sebeple rüyalarımız vasıtasıyla açığa çıkan bilinçaltı mesajlarına daha dikkat etmemiz, kendimiz hakkında aydınlanmalar yaşamamıza vesile olabilir.

Diğer önemli değişim ise Mars’ın bugün Terazi burcuna girişi. 10 Aralık’a kadar bu burçta hareket edecek olan Mars, aslında Terazi burcu enerjisiyle uyumlanamaz. Mars Koç burcunun (terazinin zıddı) yöneticisi olarak “ben” derken ve hayatta kalabilmek adına kendi kişisel ihtiyaçlarımızla ilgiliyken, Terazi ben’den biz’e doğru evrilmiştir. Dolayısıyla Mars Terazide’yken uyumsuz enerjiler devrede olur. Diplomasi ve uyumun burcu Terazi ile işleri doğrudan ve çoğu zaman düşünmeden halletmekle ilgili Mars arasındaki bu uyumsuzluk ilişkilerimizde de kendini bu şekilde gösterebilir. Karşımızdakinin yerine düşünmeye ve hareket etmeye meyledebiliriz. Kendimiz ile diğerlerinin ihtiyaçları, çıkarları arasında, iki arada derede kalma hali yorucu olabilir. Karar verme mekanizmamızın sekteye uğraması zaman kaybetmemize sebep olabilir.

Bu Mars – Terazi kombinasyonu adalet konusunda bir takıntılı ile de kendini gösterebilir, ancak adalet sağlayalım derken kaş-göz de yarabiliriz. Hem kendimizin hem de karşımızdakinin isteklerini yerine gelsin derken zaman kaybedebiliriz. Aslında Mars – Terazi enerjisi bize uyumun işler o kadar uyumlu değilken nasıl sağlanacağını öğrenmemiz açısından yardımcı olabilir. Ne zaman kendimiz ne zaman diğerleri hakkında düşünmemiz gerektiğini sorgulamamıza, anlamamıza vesile olur. Dolayısıyla bu dönemi kendi adalet ve karar mekanizmamızı gözden geçirmek adına kullanabiliriz. Ne zaman nezaketi elden bırakıp içimizdeki canavarı dışarı saldığımızı görmemiz ve o canavarı dizginlememiz açısından önemli bir zaman dilimi.

Hangi durumlarda kendi çıkarlarınızı düşünürken karşı tarafı önemsiyormuş gibi yaptınız, yapıyorsunuz?

Hayatınızın neresinde dışlanma korkusuyla, uyumun bozulacağı korkusuyla hep alttan aldınız, alıyorsunuz?

Bunlara sebep olan her ne varsa, yaratımını yıkıp iptal etmek ister misiniz?

 

Sevgiyle,

ASA, Eda Ocak Zakaria

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s